Merhaba Misafir

Son Osmanlı Düşüncesinde Hâkimiyet Ve Hürriyet

PDF

Geleneksel siyasî düzenin çözüldügü modernlesme sürecinde hâkimiyetin kaynagı ve kullanılısı meselesi, Batı’da oldugu gibi son Osmanlı Devleti’nde de aydınların gündemine geldi. Önde gelen aydınlardan Namık Kemal, Sünnî doktrine uygun “halkın hâkimiyeti”ni, Ali Süavi ise Haricî söylemine benzer “Allah’ın hâkimiyeti”ni savunarak görünüste iki zıt kutba düsmüstü. Ancak aslında ikisi de ilahî hâkimiyeti mutlak, halkın hâkimiyetini ise nisbî olarak kabul ediyordu. Sadece Kemal, hâkimiyetin halk tarafından temellükünü tabiî hâkimiyet, Süavi, hilafet, hükümdar tarafından tasarrufunu ise Kemal fiilî hâkimiyet, Süavi imamet olarak adlandırır. Padisah, onlara göre tabiî hâkim olan halkın biatiyle fiilî hâkim haline gelir ve hâkimiyetin birligine dayalı olarak yasama ve yürütme siyasî güçlerini idarî işlevler olarak ayırma yetkisi kazanır. Osmanlı aydınları tarafından ezelî ahitle tanınan mutlak ilahî hâkimiyete dayanan nisbî halk hâkimiyetine vurgu, John Locke’da oldugu gibi, hürriyetin kaybı endişesinden kaynaklanıyordu. Bu vurgu, modernligin ürünü devlet, ulus gibi nominal varlıklara, görünmez öznelere egemenlik ve iktidar atfının doguracagı kula kulluk olgusunun reddi demekti.

Yayınlandığı Kaynak : Düşünen Siyaset
  • Yıl : 2014
  • Cilt : 2014
  • ISSN : 1302-1419
  • Sayı : 27
  • Sayfa Aralığı : 0-0
  • IO Kayıt No : 46865
  • Yayıncı : Lotus Yayın Grubu