Merhaba Misafir

Depresyon Patofizyolojisinde Hippokampusun Rolü

PDF

Eș seçiminden belleğe, çok önemli ișlevleri olan hippokampusun, aynı zamanda limbik korteksin bir parçası olarak emosyonların düzenlenmesinde de önemli görevleri vardır. Major depresif bozukluk (MDB) patofizyolojisinde rol oynayan pek çok beyin bölgesiyle olan karșılıklı etkileșimi yanı sıra hippokampusun antidepresanlara yanıt olarak gözlenen nörogeneze de sahne olması beyin görüntüleme çalıșmalarında ön plana çıkmasını sağlamıștır. Nörogenezden sorumlu olan beyin kökenli nörotrofik faktörün (BDNF) antidepresan yanıt ile ilișkili olduğu ve nörogenez engellendiği takdirde antidepresan ilaçların etkisiz kaldığı hayvan çalıșmalarında gösterilmiștir. Depresyonda BDNF düzeyinin düșmesi sonucu nörogenezin azalması ile birlikte glukokortikoidlerin de olumsuz etkileri ile hippokampusta atrofi gelișmesi beklenmektedir. Bununla birlikte yineleyici ve ağır seyreden depresyonların hippokampal hacimde (HKH) küçülmeye yol açması daha olasıdır, çünkü ilk atak depresyon hastalarının manyetik rezonans görüntüleme yöntemleri ile ölçülen HKH’leri sağlıklı kișilerden çoğunlukla farklı bulunmamıștır. Bu bulgular, hippokampustaki atrofinin ancak uzun dönemde gözlenebileceği ve BDNF düșüklüğünün bu duruma zemin hazırladığını düșündürmektedir. Buna karșılık hastalık öncesinde genetik ya da çevresel nedenlerle HKH’nin küçük olmasının da MDB’a yatkınlığa neden olabileceği öne sürülmüșse de bu tür bir yatkınlık için yeterli kanıt bulunmamaktadır ve depresyon seyrinde hippokampusta küçülmenin olduğuna yönelik görüș daha ön plana çıkmaktadır. İlk atak MDB hastalarında saptanan serum BDNF (sBDNF) düzeyindeki düșüklüğe karșın hastaların HKH’lerinin sağlıklı bireylerden farklı bulunmaması ve sBDNF düzeyi ile HKH arasında sadece hastalarda pozitif korelasyon gözlenmesi bu görüșü desteklemektedir. Bu bulgu, depresif hastaların hippokampuslarının BDNF düzeylerindeki dalgalanmalara hassas olduğunu düșündürmüștür. BDNF’nin MDB patogenezinde oynadığı rolün daha iyi aydınlatılabilmesi için hipotalamo-pituiter-adrenal eksendeki dengesizlikler ve monoaminlerin etkilerinin de göz önünde tutulduğu izlem çalıșmalarına gereksinim vardır. Elde edilecek sonuçlar dirençli veya yineleyici depresif bozukluğu olan hastaların tedavisinde yol gösterici olabilir.

Yayınlandığı Kaynak : Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar
  • Yıl : 2009
  • Cilt : 1
  • ISSN : 1309-0658
  • Sayı : 1
  • eISSN : 1309-0674
  • Sayfa Aralığı : 0-0
  • IO Kayıt No : 13454
  • Yayıncı : Çukurova Üniversitesi